Monday, July 30, 2007
#28
buraya bakmak aklıma nerden geldi, söyleyemem.
çok ayıp.
birisi koment yazmış, arıtk yazmıyor musun diye, ona da ayıp olmuş.
evli barklı bi kadın olduğumdan mıdır nedir artık, abidik şeyler yazamıyorum.
eskiden abidiktim.
çok ayıp.
sevgiler.
Tuesday, March 20, 2007
#27
yatağımda uzanmış benim çizim yapmamı seyreder gibiyken sana verdiğim sürrealizm kitabını okumaya başladın. ben bi kaç dakika senin burda olduğunu unutup gerçekten 4 tane düz çizgi çizebildim. sonra nefes alışlarını duymak sarhoş etti feci şekilde beni ve arkamı döndüm hemen. o an.
sonra baktım ki sen ellerin sayfaların kenarında, kitap göğsündne ve gerçekten uyuyorsun..
60 la geçen dakikaları çarptığımız saniye kadar ben seyredalıyorum seni ve sen ilk kez aşkım diyosun.. ..
gözlerin kapalı ama hayalinde değilsin.
dokunuyosun bana.
ve gerçekten bana diyosun.
bana..
Thursday, February 22, 2007
#26
sevgili kulaklığım her daim bozulduğu için dinleyemediğim pempe i-pod'um,
seni dinleyememek 1 metreyi 1 km yapıyor. yolda şarkı dinlemenin hayatı klipleştirdiği herkes tarafından bilinen.
ama bilinmeyen şeyler sırtımda sızı, ağrı şimdi.
kimse anlamasın diye böyle yazıyorum diye düşünme sevgili aypod.
başka türlü açıklayamadığım şeylerim var.
başkasına akıl verirken,
kendime hayran oluyorum çoğu kez. gaza da geliyorum. böylece daha çok kitap okuyorum.
sonra aynaya bakıyorum, hirooz'daki kadınvari ben gülmüyoken, ayna bana gülüyo.
çok itici olmaya başladı.
sevgiler
Sunday, January 21, 2007
#25
sevgili terazi,
dünya'daki en kötü kız ben oldum. yanıma ne koyarsan koy ben zaten blönçk diye yere oturmuş haldeyim.
elimdekinin büyüsünden beynim dönerken, yer altımdan kayıyor gibi hissedip aynı zamanda dans etmeye çalışırken,
kafam, hayallerim, kaydırağa bindiler. ekstradan. arkalarından koşuyorum, nefesim de yetmiyor. alerjik astımım var. kızarıyor yüzüm çok hızlı koşunca.
dış güçlerden biri gelsin. höt desin. pııstt desin.
söndürsün beni.
içimdeki enerjiyi, morun yanına giden en güzel renge koşturtma.
lüffen.
Monday, January 15, 2007
#24
sevgili çilek kokulu badişap yağı,
seni ona koklattığımda "ımmmm" diye bi şiy çıkarmıştı içinden, ah şimdi duyabiliyor olsam keşke..
'60larda yaşayamadım ben; ama en azından msn'de iletimden ne yaptığımı dışa vurmuyorum.
cep telefonumdaki mesajlara, "ben yatıyorum sevgilim, hadi sen de uyu." demiyorum.
gerçekten, inan bana.
ben kızım.
öyle bir kız ki, onun döneceğini bildiğimden beklemekten keyif aldım.
gün saydım. ardışık ardışık. 7'den sonra ne geleceğini bildiğimden, hiç zorluk çekmedim.
o gelecek diye, ojemi değiştirdim, saçımı üşüsem de soğuk suyla yıkadım, buklelerim kafalarını kuma gömmesinler diye.
sonra dedim kendi kendime, onun için di mi tüm bunlar? egonu kenara koydun mu kızım?
?'leri __ 'lerine döndü sonra. konuşma çizgisi. hatırladın mı çilek kokulu badişağ yağı.
(__)
cevapları simgeler.
cümleleri.
eksiltili - eksiltisiz, ona giden bütün cümlelerimi..
Friday, January 12, 2007
#23
dinle ve oku beni.

the postal service - sleeping in
sufjan stevens - dress looks nice on you
lamb - gabriel
the arcade fire - cold wind
helldorado - a drinking song
adanmışlar,
unutulmak ve tozlandırılmak istenenler,
görüntülerle ve kokularla yani "kimileriyle" mıhlı olanlar,
farklı zamanlarda - farklı kişileri düşünerek dinlenilen "aynı"
şarkılar.

Wednesday, January 10, 2007
#22
fransız sokağı'nda şarap içtiğimizde - ki bu benim için ilk ilkti seninle. - fotoğrafını çekmiştim dandik bile denmeyecek sonieriksonumla.
Wednesday, January 3, 2007
#21
klavye çıkalıberi ya da
insanlar bana "amma çok konuşuyosun sen ama seviyoruz." dediğinden beri
sizleri pek kullanamadım ben.
öyle ki;
cümleleri uzayda kaybolmasın diye somutlaştırmaktı en çok keyif aldığım.
dokununca matlaştırmak-dondurmak.
bunu yaparken de karşılık denen adi şeyin peşinde olmak bi bakıma..
içi gözüken demirdne bi kafesin içinde zıp zıp zıplatan bir bez gerili şimdi.
bir sürü yol varken, onu görmüş olmak, girmeye çalışmak ve hatta girmiş olmak. çıkası gelmemek.
O'nun izlemesi, izlerken gülmesi. tat alması.
zıplarken sıkılıp ağlarsam ya da bitmecek mi diye korkup ağlarsam eğer,
O ağlar..
sorumlu * sorunlu hissedip kendini ağlar.
ve O da ağlarsa ben..
kafesin demirlerini söküp kendimi
yok ederim.
Tuesday, December 26, 2006
#20
aralık ayına bu kadar fazla anlam yüklemiş olmam diğer ayları zaten gücendirmezken, benim burada bunu düşünüyor olmam, bi algin likenine eş değer.
inan.
yani benim için öyle.
sen
bi-le-mez-sin kii!
aralıkta.
Thursday, December 21, 2006
#19
iliklerime kadar. saçım topluydu; ama çok ıslanıyordu.
ıslaktı hava, yağmur yağıyordu.
biraz uzun bekledim.
yanımda benimle birlikte başkasını bekleyen çocuğun bekleyeni geldi.
benimki gelemiyordu.
müziğimi açtım.
kendi dilimde açtım.
çünkü dinlediğimi her şeyiyle anlamak niyetindeydim.
yağmur içime işlerken; tam anlamıyla zühur edemezken.
koruyanım vardı çünkü, kalkanım.
ve ordaydı,
uzun boyuyla geliyordu.
sarıldım.
uzun..
Sunday, December 10, 2006
#18
3 şarkı kadarlık bi zamanı
şarkı dinleyerek
ve
susarak geçirmemiştim.
yanımda birisi varken.
ne güzelmiş.
Thursday, December 7, 2006
#17
Sunday, December 3, 2006
#16
odada.
moladayken.
sevgili fermuarıyla sürekli oynayan,
1 mm lik karton, bir falçata darbesiyle kesilir.
2 mm'den sonra iş zorlaşır.
önce hafifçe hattını belirlersin cetvel yardımıyla, sonra iş senin ellerinin maharetindedir.
kartonun ortasındaki şekli oradan çıkarmak için, denersin, denersin..
üçüncü ya da dördücünde parmağında ittirirsin, oradan fırlar mutlu olursun.
bundan önce hep üçüncüde dördüncüde çıkarmışsa kartondan kareni,
bu alışkanlıktır.
bi gün ilkinde çıkarmışsan ise
bu bir başlangıçtır.
Saturday, November 25, 2006
#15

içsellik derecesi: *****
malzeme: snowman - drawing pen 0.4
kağıt türü - yüzeyi parlak karton
kanıtı:
mi amor. mi parte de mi corazon.
böyle desem sana.. öyle kelimeler seçmeli, öyle cümleler kurmalıyım ki başından sonuna değin, tırnak içinde tutmalısın onları. derdim kendimi kanıtlamak değil. önceden öyleydi biraz sanki, ama bu kez.. ne bileyim, oyun oynamam lazım seninle. bitmeyebilir, bitebilir. biz oynamış olalım ama. bir sen hamle yap bir ben. hiç üstün olmayalım, hep "bir" olalım. "biz" bile çok ürkütücü şu anda.
yalnızlık kelimesi fallafoş oldu ya artık kullanmaktan çekiniyorum. eşseslisi de yok. olmadığı için de karizma. düşünüyorum şimdi böyle geçiş cümleleri yazarken. seni. yüzünü.
mevcut yalnızlığımı sona erdirirken sen, ben senin dünyana kendimi entegre etmekten haz duyacağım ve peşimsıra kovalayan hatıraları ekolojik çöplere atıp bir virgül koyacağım hayatıma. senin tüm mimik ve onlarla güzelleşen-büyüyen jestlerini hemen kolajlayıp yastığımın altına koyacağım, uyumadan önce minik lambamla bakabileyim ve hatta onu öperken mimar sevgilime yazdığım mektubu da çöpe atmış olduğumu hatırlayabileyim diye. senin sayende.
"pause"dayım ben.
film şeridi gibi geçen "...."'lerden birine takılacağım ve mıhlanacağım.
lütfen sen ol. orda ol.
gitmemiş ol. es geçilmemişim ol..
i'm gonna keep my all to myself
she loves him, she loves him
and he makes me want to hurt myself again
Friday, November 24, 2006
#14
24112bin6 * 01:49
sevgili koca,
evde çalacak müzikler de belli. biraz frou frou, biraz yann. ibrahim'i açabilirsin evde; ama ben yokken. sevmek zorunda değilim. ben de evdeyken cocoRosie açarım. sen seviyorsan kapatmazsın. zamanla anlayacağız bazı şeyleri. başkalarından ne farkımız var allah aşkına? evlenip de tanışanlardanız biz de.
mucQ..
Thursday, November 23, 2006
#13

bugün siz tam karşımda sayılırsınız. motordayız. arkanızda da bir bayan oturuyor. bayım, teniniz güneşli bir günde, gökyüzündeki (başka nerede olurlar bilinmez) bulutlar kadar beyaz. arkanızdaki bayanın teninin beyazlığının sizinkiyle tam olarak aynı tadda olduğunu bilebilseydiniz. şaşırırdınız eminim ve o yüzünüz ışıldırdı da. bu sefer güneş gibi. şimdi biz motordayız ya hani. hani vardır ya merkez kaç kuvveti. kafanıza perde o yüzden çarpıp çarpıp duruyor. sanmayın size karşı bir şey bu. arkanızdaki bayana da çarpıyor. o sizinle aynı tepkiyi veriyor. ah bir görebilseydiniz.. şaşırırdınız eminim. bayım, bulutların yerleştiği gökün mavisi gözlerinizle arkanıza bir dönseniz, arkadanızdaki bayanın da mavisi kucalayacak sizi. belki de kaçacak aniden. ama kaçmayacak bayım, keşke bir deneseniz de bilseniz.. ve aslında siz, birbirinizin kartşıt cinsisiniz. belki kardeş, belki aşık, belki başkası.. bunlardan biri olabilirsiniz. ama şimdi hiç birşeysiniz. bayım, ben eros olmak istiyorum şimdi. ama şimdi gözlerimi çeviriyorum. beni yanlış anladınız siz bayım..
Wednesday, November 22, 2006
#12


gece olmasına gece. bu gözler görmüyorsa neden bakıyor? orada birisi seni düşünüyor. beynine hapsediyor belki "10 dakika" boyunca. sadece seni bilmek istiyor. sen bakıyorsun önce, kapatıyorsun. sonra soruyor, "sevdin mi?" bakmam lazım diyorsun. bakıyorsun, "kim yazmış bunu?" diyorsun. seninle dalga geçmediği için kızmadığı için şanslı sayılırsın bebeğim. manideki gibi "ilk harflere baksana" diyor. senin adın dilek değil, dilârâ. gönlü süsleyen kız. şaşırıyorsun, seviyorsun, duruyorsun, paylaşıyorsun. daha önce adına şiir yazılmış mı ki? cevabını biliyorsun.. küçücük bir şey evet. ama anlık mutluluk yaratıoyor işte o psikolojik kitaplarda, dergilerde yer alan.
teşekkür etmiyorsun.
teşekkür edilmez.
hava çok güzel burada.
son bahar.
yüzüme bakıp da söyleyemeceğini biliyorum.
böylesi daha güzel zaten.
benim yanlış anlamak gibi bir huyum da yoktur.
bekliyorum!
gelsene!
*dud-i muannid: inatçı "duman"
Tuesday, November 21, 2006
#11
sevgili telefon,
eve dönünce onu aramamı, iyi olduğumu söylememi istediği ve bunu yapmayınca agresifleşen kişi, ondan ayrılınca, artık onun "sevgilisi" olmayınca,
hiç merak etmiyor ya beni,
aklına gelmiyorum ya hiç,
ölsem kalsam haberi olmayacak ve umrunda olmayacağım ya hani..
madem şimdi ben senin için x bile değilim, o zaman niye o kadar merak ediyordun ki eve varışımı ve iyiliğimi!
gülmekten öldürecek bu ironi.
Monday, November 20, 2006
#10
sevgili ayna,
Sunday, November 19, 2006
#9
fransızların "r" telaffuzu duyulduğunda hissedilen büyü gibi,
ispanyolların dillerini iki büklüm ederek çıkardıkları "ch" sesini yapabilmek için evde tek başına denemelerdeki çocuksuluk gibi,
italyanların "iauuu" diye uzatarak konuşmalarındaki şenlik katsayısına vurgun olmak gibi,
türkçe'deki tok sesle vurgulandığında gizemli olan kelimeleri çıkarabilen erkeklere aşık olmak gibi,
anlamadığım tüm dillerin bulmacası gibi
hissediyorum. daim olması namümkün değil.


